GÖSTERİŞE OLAN İLGİ, HAZ VE DOYUMSUZLUK « 10Balikesir

25 Kasım 2020 - 11:03

GÖSTERİŞE OLAN İLGİ, HAZ VE DOYUMSUZLUK

GÖSTERİŞE OLAN İLGİ, HAZ VE DOYUMSUZLUK
Son Güncelleme :

28 Şubat 2019 - 21:02

Orta Doğu başta olmak üzere, dünyanın birçok yerinde küçük porsiyonlara karşı bir ön yargı mevcut. Her şeyden evvel yemeğin  göze hitap etmesi gerektiği, hem güzel hem de bol görünmesi tüketiciyi cezbeden durumlardan belki de en önemlisidir. Yemeğin lezzetinden haz almak gibi bir duygu varken biz korku güdümüzü hazzın önüne geçiriyoruz. Doymamaktan korkuyoruz.

***

Olaya bilimsel yaklaşalım biraz. Nöropsikoloji uzmanları diyor ki; bir yemeği çok istemek, onu yediğinde çok mutlu olacağını sanmak tamamen bir yanılgıdır. Bu arzu beyinde dopamin salgılanmasını sağlıyor, yemeği yerken kısa bir süre için mutlu hissetmenize sebep olsa da, sonrasında suçluluk hissi ve doyumsuzluk hissini de beraberinde getiriyor. Haz alma duygusu, kas gibi çalıştırılarak geliştirilebilecek bir histir. Bir nebze terbiye etmek gerekir.

***

Doyumsuzluk, aslında psikolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanabilir. Sürekli yiyerek boş zamanları değerlendirmeye çalışmak, kişinin kendisini yemekle tatmin etmeye çalışması mutsuzlukla bağdaştırılabilir. Hepimiz evde canımız sıkıldığında, karnımız tok olsa da atıştırabileceğimiz bir şey var mı diye dolabı açar bakarız. O an ki ruh halini ya da psikolojiyi yemek yemenin düzeltebileceğine inanmak hem zihnimize hem de bedenimize ciddi zararlar veriyor. Şu an birçok ülke obeziteyle ciddi bir mücadele içinde. Obezite tamamen duygusal veya psikolojik boşluktan kaynaklanan yemek yeme güdüsünden dolayı ortaya çıkmış bir rahatsızlık.

***

Beslenme konusu üzerine belki de binlerce tez yazılmıştır. Sağlıklı yaşamak için nasıl beslenileceği yönünde bilgilerle dolu tezler, makaleler, köşe yazılarında hep geçmiş bir kelimedir doyumsuzluk. Sağlıklı beslenmeden de öte keyif almak insan hayatında çok önemli bir unsur. Yediğimiz yemeklerin birçoğunu keyif almak için yiyoruz ama keyif almayı yanlış anladığımız da ortada. Gün boyu hayalini kurduğumuz bir şeyi yerken doyumsuzluk hissi baş gösteriyor. Yemek esnasında her ne kadar keyif aldığımızı düşünsek de yemekten sonra şişkinlik hissi, uyku hali, mide yanması gibi şikayetler ortaya çıkıyor. Yerken böyle olacağını biliyoruz ama buna rağmen yemekten aldığımız keyfin önüne geçemiyoruz. Kendimizi terbiye etmemiz gereken nokta tam olarak bu. Hafif bir akşam yemeği eşliğinde birkaç kadeh şarap yemek sonrası da haz almanızı sağlayacaktır. Açlığın verdiği göz dönmesiyle hızlı ve çok yediğimizde sadece o an haz alabiliyoruz ve yemek sonrası sanırım hepimiz aynı şeyi söylüyoruz; ‘’bir daha bu kadar çok yemeyeceğim’’. Bu sözü kendimize ne kadar da telkin etsek ertesi gün ya da birkaç gün sonra bu rutini tekrarlıyoruz. Bu durumun nihai sonucu ise kronik tatminsizlik.

***

Televizyonlardaki reklam kuşaklarında, son zamanlarda yiyecek içecek reklamları çok popüler. Her 10 reklamdan 7’si yiyecek içecek üzerine. Bu reklamların birçoğu da fast food üzerine. Sürekli olarak tüketime teşvik etme çabası var. Firmaların birbiriyle yarışında kurban bizler oluyoruz. İlla ki gördüğümüz reklamlardan etkileniyoruz. Reklamcılar da bunu bildiği için reklamları genellikle saat 16.00 ile 20.00 arası koyuyorlar. Akşam yemeğinden önce insanların aç olduğu zaman aralığında yayınlanması tüketimin artmasında önemli bir etken. Şimdilerde sosyal medyanın televizyon endüstrisini sollaması, televizyonların reklam kuşaklarını daha cezp edici ve popüler kültürü göz önünde bulundurarak planlamasını sağlamıştır. Gösterişli, şaşalı yiyecekler her an her yerde karşımıza çıkıyor. Gösterişe olan ilgimiz haz duygumuzun körelmesine sebebiyet veriyor. Birkaç hafta önce yazdığım ‘’ Gıda sektörünün popülerizme yenilmesi’’ konulu yazımda bahsettiğim popülerlik tamamen sosyal medya kökenlidir. Artık neyin popüler olup olmayacağına sosyal medya kullanıcıları karar veriyor. Haz duygumuzun kaybolmasındaki en büyük etkenlerden biri de bu mecra. Gösteriş ve şaşa o kadar ön planda ki yemeğin içindeki malzemelerin sayısının artması lüks olarak gösteriliyor. Malzeme ve tat uyumu hesaba katılmadan pahalı ne varsa ürünün içine koyularak tüketici tuzağa düşürülüyor.

***

Pahalı olarak nitelendirilebilecek bir peynir olan çedar, yöresel, geleneksel bütün yemeklerimizi süslemeye başladı. Eskiden sadece  hamburgerin içinde görebildiğimiz peynir, artık gıda sektörünün hemen hemen tümüne entegre olmuş durumda. Uyuma dikkat etmeden sadece görüntüsü için yemeğe çedar eklemek sadece damakta kötü bir tat ve hazdan uzak bir deneyimden ibaret olacaktır.

İlgili görsel sanırım bütün yazıyı ve yeme alışkanlıklarımızın geldiği noktayı özetleyebilecek niteliktedir.

******************

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.