BU GİDİŞLE 10 YIL SONRA TARIM YAPAN KİMSE KALMAYACAK! « 10Balikesir

17 Ekim 2026 - 03:31

BU GİDİŞLE 10 YIL SONRA TARIM YAPAN KİMSE KALMAYACAK!

BU GİDİŞLE 10 YIL SONRA TARIM YAPAN KİMSE KALMAYACAK!
Son Güncelleme :

11 Mart 2022 - 18:52

102 defa

Ziraat Mühendisleri Odası Balıkesir Şubesi Başkanı İbrahim Akbıyık Rusya-Ukrayna arasında çıkan savaş sonrası ortaya çıkan tarım ürünlerindeki krizi POLİTİKA’ya değerlendirdi. Ayçiçek yağının karaborsaya düşmesiyle hammadde üretiminin önemli hale geldiği bu dönemde özellikle ayçiçeği üretimi konusunda neler yapılabileceğini anlatan İbrahim Akbıyık, üreticiye verilecek desteklerin önemine işaret etti.

 

Pandemi ve savaş durumunun ülkedeki hammadde eksiğini de beraberinde getirdiğini ifade eden Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Akbıyık, üretimin devamı için kırsal kesimin üretiminin artırılmasının önemine dikkat çekti. Köylerde genç nüfus kalmadığını belirten Akbıyık, tarımsal üretimin sürdürülebilir hale gelmesi için tarımsal planlamanın acilen hayata geçirilmesi gerektiğinin önemine değindi.

 

“DESTEK VERİLMEYİNCE AYÇİÇEK ÜRETİMİ AZALDI”

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Akbıyık POLİTİKA’ya şu açıklamalarda bulundu:

 

“Bu durumda hemen yapılacak olan dışarıdan yağı getirmek. Yani yeni ürün yetişinceye kadar dışarıdan Ayçiçek yağı getirmeye devam edeceğiz. Tabii o genelde bunu da temin yerimiz Rusya’yla Ukrayna olacak. Tabii yıllardan beri asıl yapılan yanlış üretim planlamasının yapılmamasıdır. Eskiyi hatırlayın şu Kuzey tarafındaki Kavaklı tarafındaki o dağ marjinal tarım arazilerinde hububat veya ayçiçeği ekiliyordu. Ayçiçeğinde düşük verim olduğu için destek de olmadığından ayçiçeği ekiminden vazgeçildi. Eskiden Bandırma tarafına giderken hep ayçiçeği ekiliydi. Şimdi Türkiye’deki tarımda yapılan yanlışlık; devlet açısından baktığımda şimdi gübre sekiz lira dekara verilirken 16 liraya çıkardım yüzde yüz arttırdım diyor. Devlet tarafından haklı Tarım Bakanlığı açısından ama çiftçi açısından baktığımda kök gübresi 180 liradan 800-850 liraya çıkıyor, şimdi ise600-650 liraya falan indi. Yani arada 400 lira zam geliyor. Bakanlık ta desteği 8 liradan 16 liraya çıkardım diyor.  Tabi bu çiftçi açısından baktığında sürdürülemez. Yani o ürünü ekemez duruma geliyor.  Şu andaki durumu görüyorsunuz mazota her gün zam geliyor. Şu anda 20-25 liraya yaklaşan bir maliyetle çiftçi hangi ürünü ekebilir? Veya ürettiğinde de mesela buğdaya 2 bin 250- 2 bin 500 lira tonunda verildiğinde dışarıdan Ukrayna’dan 4 bin 500’ alındı. Şimdi çiftçinin elinden 2 bin alınca yani çiftçi şu andaki şeylerle onu eker mi? Ekebilir mi? Veya ayçiçeğini eker mi? Ekebilir mi?

 

 

“AYÇİÇEK EKİMİ ÖNÜMÜZDEKİ AY BAŞLAYACAK”

Şu anda ayçiçeğinde ekilme zamanı işte bir ay sonra başlayacak. Devletin bana göre ilk yapacağı şey çiftçiyi kurtaracak şekilde politika üretmesi olmalıdır. İnanın şu anda çiftçi mazotu bile alamaz durumda ve çiftçinin elinde para yok. Destek vereyim deseniz hem destek de vereyim değil direkt vererek olması gereklidir, çünkü çiftçi ayçiçeğini ekecek, gübresini atacak, şunu yapacak, bunu yapacak, ondan sonra desteği alacak. Şimdi ürünler Mart-Nisan’da ekiliyor, destekler ise yıl sonunda veriliyor. Çiftçinin elinde yok ki şimdi versin de sonradan devletten alsın. Şu aşamada çiftçi zor durumdadır. Tek yapılacak şey ayçiçeği ekim yerlerinin üretim planlaması yaparak belirlenmesi, hububat yerlerini devlet belirleyecek bunu ve desteğini de kendisi hesaplayacak ama devlet açısından değil, çiftçi açısından, çiftçi gözüyle bakarak kar edeceği bir şekilde destek verirse bu iş olacaktır. Hani ben geçen sene işte dönümüne  20 verdiğim desteğe 40 lira vereyim değil. Çiftçinin maliyetini hesaplayarak, çiftçi kar edebileceği şekilde destek verirse ayçiçeği rekoltesi artar. Yok devlet kendi açısından bakarak çiftçiyi kurtarmayacak bir şekilde destek verirse inanın önümüzdeki sene ayçiçeği de göremeyiz.

 

 

“DEVLET NEREYE NE EKİLECEĞİNİ ŞİMDİDEN BELİRLEMELİ”

Diğer şeylerde mesela kök gübresini çiftçiler o kadar pahalı olunca atamadı. Önümüzdeki sene rekolte düşecek demek ki. Bunları devlet üretim planlamasını yaparak çiftçiyi kazandıracak şekilde destek vermeli, destek vermeli ki köydeki gençler şehre göç etmesin. Gerçi şu anda köylerde 55 yaşın üstündekiler tarımla uğraşıyor 10 yıl sonra herhalde tarım yapan sadece büyük firmalar kalacak. Büyük şirketlerle kurudaki tarımla pek uğraşmıyor. Genelde ovada yer alıyor. Hani 500-600 veya 1000 kilo ürün alınabilecek mesela Gören Ovası’nı veya burada ovada 800 kilo buğday alıyorlar. Birinci ürün buğday ekiyor, ikinci ürün de silajlık mısır veya sebze ekiyor. Ama sulanmayan araziler ne olacak? Zaten ayçiçeği genelde sulanmayan arazilerde yapılıyordu eskiden. Şimdi eğer iyi bir destek verilebilirse yüzde 5-6 meyilin üzerinde tam böyle ovadaki değil de diğer yerlerde ayçiçeği ekilebilir. Bunun şu anda şartları belirlenmesi lazım ve çiftçinin de pazarlamayla uğraşmaması lazımdır. O ürünü elinden hangi fiyatta alacağını şu anda belirlenen bir sistemin olması lazım. Yoksa biliyorsunuz bazı yıllar sarımsak 10 lirayken ekmediler 40 liraya çıktı. Ondan sonra Çinge gibi belirli yerde hepsi sarımsağa döndü sonra fiyat yine 10 liraya düştü. Öyle değil, devlet nereye ne ektireceğini kendi desteğinle belirlemeli. Yani çiftçiye metazori şunu ek değil, desteğin ne? Onu eker duruma getirecek desteğinle ektirecek ve dışarıdan ithal etmeyeceğimiz bir üretim planlaması yapılmalıdır. Mesela buğday kaç milyon ton biz kullanıyoruz? 20-22 milyon ton kullanıyoruz. Dışarıdan ne kadar alıyoruz? Dışarıdan aldığımızı da makarna şu, bu yaparak yine dışarıya ihraç ediyoruz. Ama dışarıdan aldığımızda dövizle geldiği için maliyeti de çok arttırıyor. Yani hammaddeyi dışarıdan aldığımız için cari açığı kapatmıyor. Oysa onu içeride yetiştirsek, dışarıya direkt dövizle satılsa o cari açık oluşmayacak. Şimdi dışarıdan dövizle alıyorsun içerideki ucuz işi gücünü kullanarak dışarıya satıyorsun. O dışarıdan dövizle aldığın için cari açıkta fazla bir şey oluşturmuyor. Onun için bu ayçiçeği veya diğer ürünleri devletin şu anda çiftçinin elinden kaça alacağını, nerede ekeceğini belirleyip desteğini ona göre açıklayıp çiftçi önünü görmesi lazım. Yoksa bu fiyatlarla çiftçi ayçiçeği de ekmez, diğer şeyleri de ekmez.

 

 

“ÇİFTÇİ PARA KAZANAMAZSA YİNE EKİM YAPMAYACAK”

Ben hatırlıyorum otuz yıl önce bu sulanmayan arazilerde ayçiçeği, mısır vardı. Gerçi şu anda hidrolojik şartlar yani yağmur durumları neticesinde ayçiçeği yetişmeyecek veya ürün alamayacak duruma geldik. Yani ilkbahar yağışlı giderse iyi ürün alınabiliyor. Ama daha böyle 10-12’ye kadar olan meyillerde şu anda ürün alınabiliyor. Bandırma’da eskiden nasıl ayçiçeği ekiliyorsa, Bandırma’ya giderken o yollarda veya Balıkesir’in öyle yerlerinde şu anda destekle ayçiçeğini ekilir duruma getirmemiz lazım. Çünkü ayçiçeğinde sebze ve sebze ürünleri gibi fazla işçilik gerekmiyor. Fazla işçilik gerekmediği için eğer para kazanacağını bilirse çiftçi şu anda ayçiçeğini eker ve kendi çiftçimize katma değer katarak destek verirsek ayçiçeği üretimini Türkiye’de yaparız ve dışarıdan da yağ almadan ülkemizdeki kendi çiftçimizi destekleyerek kalkındırmış oluruz. Aksi takdirde çiftçi önünü göremezse, para kazanacağını bilemezse yine silajlık mısırlara, kolay ürünleri ekmeye döner. Çünkü silajlık mısırı ya hayvanına yediriyor veya hayvana çok olanla sözleşme yapıyor ona direkt ektiğini veriyor.

 

“ÜRETİCİ BİRLİKLERİ HAYATA GEÇİRİLEBİLİR”

Çiftçinin elinden iki liraya çıkan şey İstanbul’da pazara bakıyorsan on iki liraya çıkıyor. Ha şu anda tabii hesap şeyi de şaştı. Kamyonculara soruyorsun Mersin’den, Antalya’dan 12-13 bin lira yol parası ve mazot gideri tutuyormuş. Yani götürdüğü ürün 12-13 lira da üzerine nakliye ekliyorsun. Şimdi çiftçiyle pazar arasındaki, çiftçiyle alıcı arasında ayçiçeği olsun veya diğer ürünler olsun Tarım Kredi Kooperatifleri mi olur üretici birlikleri güçlü bir şekilde yasa değiştirerek üretici birlikleri mi kurulur? Şu anda en uygunu tarım kredi mesela. 2-3 yıl önce biliyorsunuz soğanla patateste tanzim satış gibi yapmışlardı. Şimdi de bunu değişik ürün çeşitliliğinde yapabilirler. Yani çiftçinin elinde bu ürün elimde kalmayacak güveni olması lazım. Hem üretecek, hem fiyatını bilecek, hem alacağını yani satabileceğini bilecek bir sistemin kurulması lazım ki bu sistemde hazır. Yani Tarım Kredi alabilir veya üretici birlikleri güçlendirilir, çiftçinin elinden alınır ve dışarıya verdiğimiz bu kadar dövizi çiftçiye yani kendi bütçemizin yüzde 1’i çiftçiye verilsin. Ama onun yarısı bile verilmiyor.  O desteklere, dışarıya bu kadar verilen döviz engellenir ve ülkenin cari açığı kapanır ve ülke düzlüğe çıkabilir. Ama nasıl çıkar? Önce üretim. Yani nasıl üreteceğiz? Çiftçiyi destekleyerek.

 

“KÖYLERDE GENÇ KALMADI”

Köylerde tarım yapan genç kalmadı. Niye kalmadı? Para kazanamadığı için kalmadı. Hepimiz köylerden geldik. Niye?  Para kazanılmadığı için.  Gençlere bakıyorsun, köyde kalınca evlenemiyor, para kazanamıyor, sosyal hayatı yok. Mecburen şehire geliyor. Şehre gelince iş mi buluyor? İş bulamıyor. Bu sefer ne olacak? Köyde kazanabilirse çiftçilikle para kazanabilirse şehirde iş olmadığı için köyde üretime katkı sağlayacaktır. Bundan sonra dönüş fazla dönüş olacağını sanmıyorum da köydekilerin makinesi, traktörü, ekipmanı olan daha fazla üretim yapabilir. Çünkü 50 yıldan beri yapılan yanlış politika köydeki gençlere para kazandırmadığı için ve hor görüldüğü için köylüler şehire gelmeye çalıştılar. Şehire gelince de şu anda 55 yaşında olan üreticiler demek ki 10 yıl sonra 65-70’e gelecek ve üretecek insan da bulamayacağız. O kişilere büyük bir destek vermeden para kazanacağını bilmeden biz eski ayçiçeği ekimine dönemeyiz. Yani devletin bunu çok iyi ve şimdiden düşünmesi lazımdır. Şimdiden düşünmezse ayçiçeği üretimini şu kadar para kazanacağım; yani ben silajlık mısır etmezsem veya şunu ekmeden ayçiçeği ekersem daha fazla kazanacağım diye düşündürüp çiftçiyi o yöne yönlendirmek lazım. Aksi takdirde yine Rusya’yla Ukrayna’da işte böyle savaş durumlarında fiyatlar çıkar.

 

“PANDEMİ VE SAVAŞ TARIMIN ÖNEMİNİ ORTAYA ÇIKARDI”

Yani bize bu pandemi ve bu savaş durumu gösterdi ki tarımda ana şeylerde dışa bağımlı olmamamız lazım. Düşünün 30-40 yıl önceye gidersek pamuk Türkiye’de dışarıdan alınıyor muydu? Çukurova deyince pamuk akla geliyordu, hatta buralarda Menemen, Manisa’da pamuk ekliyordu. Şu anda pamuğu Yunanistan’dan alıyoruz. Niye vazgeçirdik çiftçiyi? Biz 30 yıl önce mercimeği dışarıdan mı alıyorduk? Şu anda Kanada’dan mercimek alıyoruz. Niye? Çiftçi önünü göremediği için ekmiyor. Yani bu şeylerde ben 50 yıldan beri devlet üretim planlaması yapacak diye duyuyorum. Tarım İl Müdürlüklerinden mesela Balıkesir’de ne yetişip hangi toprakta, hangi meyilde, hangi ilçede ne yetişebilir? Onların hep dokümanlarını aldı. Niye? Üretim planlaması yapmak için. Hala niye yapamadı devlet bu üretim planlamasını? Yani devletin toprağın yapısına, verimliliğine, meyiline, yönüne göre o ekilecek yerler ne ekileceğini belirlemesi lazım ve çiftçiye şunu ekerse şu desteği vereceğim demesi lazım. Ve o ürettiğin şeyi de almayı planlayacak ve çiftçi önünü görerek eskilere belki dönülebilir. Ama maalesef şu anda en kolay şey ithalatı yapan kişiler var. Kim varsa bu kolaycıdır. Yani içerisi desteklenmeden dışarıya o kadar döviz verilerek o firmalar, o kişiler destekleniyor, olan çiftçiye oluyor.”

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.