MUHARREM İNCE’NİN BURSA MİTİNGİNDEN NOTLAR « 10Balikesir

25 Ekim 2021 - 10:03

MUHARREM İNCE’NİN BURSA MİTİNGİNDEN NOTLAR

MUHARREM İNCE’NİN BURSA MİTİNGİNDEN NOTLAR
Son Güncelleme :

08 Haziran 2018 - 13:48

ERGÜN AYDOĞAN

PLANLANAN miting saati 19,00. Mitingden sonra, alışılmış zengin saray sofralarında değil, mitinge gelenlerle birlikte, Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği yeryüzü sofrasında iftar var. O muhteşem kalabalığın, 40 noktadan kimse aç bırakılmadan yapılan organizasyonun sahibi Mustafa Bozbey’e teşekkür etmek gerekir. Öncesinde Bilecik mitingi ve şehidimizin ailesine taziye ziyareti nedeniyle planlanan saat sarkıyor.

Stadın tribünlerinde hafif boşluklar var, sahanın içi dolu. Gelenlerin elinde Türk bayrakları, ince esprilerle ‘’Türkiye’ye İNCE’den bir ayar gerekir’’ pankartlar, dövizler… coşkulu müziklerle gecikmeye rağmen alandakilerde bir tedirginlik, huzursuzluk yok. Tam aksine, yükselen bir heyecan var. Her taraf tıklım tıklım dolu, boş alan yok.

Yaklaşık bir saatlik bir gecikmeyle 19,50 gibi Muharrem İnce platforma çıkıyor; coşku heyecan hat safhada… Bursa güzellemesinden sonra sıcak konulara…

Erdoğan ‘çırağa devlet mi teslim edilir’ demiş. Sen misin rakibin İnce’ye çırak diyen. İnce altında kalır mı? Erdoğan’ın kendisine verdiği bu röveşatalık pası doksandan gole çeviriyor. Erdoğan mitinglerde ekranlara görüntüler yansıtıyor ya, aynısı. Bu defa Erdoğan’ın kendi görüntüleri ve geçmiş dönemlerde nasıl aldatıldığını, nasıl kandırıldığını, nasıl ihanete uğradığını, kimler kimler tarafından aldatılıp kandırıldığını kendi sesinden dinletiyor. Meydan yıkılıyor.

Ve tüm bu görüntülerden sonra kimmiş acemi, hangi acemiye devlet teslim edilmezmiş soruları… bazen saatlerce konuşmaya gerek kalmıyor; bir iki cümle, küçük bir hareket, her şeyi tüm açıklığıyla ortaya çıkarıyor.

 

Mitinglerde ilgi…

Çeşitli motivasyon artırıcı uygulamalarla partililer tarafından doldurulan miting alanlarında olduğu gibi değil, başından sonuna kadar her şeyi dikkatle ilgiyle takip eden ilgili bir kitle…

Coşku…

Parti görevi gereği, partisinin etkinliğine katılan kitlelerin aksine her söze katılan, her söylenene coşkuyla karşılık veren coşkulu partilileri aşan bir kitle…

Merak…

Bilinenlerin tekrarı değil, her defasında acaba bugün ne diyecek, hangi görseli uygulayacak, kendisine saldıran Erdoğan’a ne cevap verecek bekleyişiyle meraklı bir kitle…

Mitinglerde hep sayıya bakılır. Bursa mitingi olağanüstü katılımı yüksek bir mitingdi. Baktık, sorduk, araştırdık herkes bir rakam söyledi 60 binden 100 bine… Bu rakamlar muhteşem ama esas olan bu mevsim şartlarında gelenlerin ilgisi, coşkusu, merakı, umudu ve heyecanıydı.

Konuşma bitti, hemen yer sofrasında çimenlerin üzerinde iftar. Ve ayrılma saati. Seçim otobüsü sevgi selinden çıkamıyor. Altıparmak stadyum caddesinden Yalova yoluna çıkmak saatle alıyor. Otobüs milim milim ilerliyor. İlginin, coşkunun tarifi yok…

Mitingde gazeteci Ahmet Hakan da vardı. Sohbet ediyoruz, nasıldı; muhteşem, böyle bir coşkuya tanık olmadım…

Muharrem İnce’yi köyü Elmalık’a bırakıyoruz. Köylüleri adaylığından sonra ilk kez köye gelen Muharrem İnce’yi sevgi seliyle kucaklıyorlar. Köy meydanında masalar kuruluyor, çaylar içiliyor, herkes havaya girmiş bu iş TAMAM diyor. Muharrem İnce’yi köyüyle baş başa bırakıyoruz…

Elmalık’tan Ankara’ya yola çıkıyoruz. Yolda verdiğimiz molada heyecanla bir genç yanımıza geliyor; tam Muharrem İnce’nin videosunu izliyordum, arabasını gördüm, heyecanlandım. Başlıyor anlatmaya; gençliğim bu dönemde heba oldu, yeter artık, yeni bir başlangıç istiyoruz. Soruyoruz sizi heyecanlandıran nedir? Eleştirilere cevap vermesi güzel tamam ama esas ‘vaatleri’ bizi heyecanlandırıyor. Gençlere sahip çıkması, gençlere yönelik vizyonu bizim gibi gelecek umudu olan gençleri hayata bağlıyor, geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor, gelecekle ilgili umutsuzluğumuz ortadan kalkıyor; seviyoruz…

Bırakınız manipülatif, siyasi mühendislik yapan anket sonuçlarını. Toplumda yükselen bir umut dalgası, gelecekle ilgili planlar yeniden yapılmaya başlanmış. Tamam, bu defa olacak umudu hızla yükseliyor.

Ve görünen o ki şu anda Muharrem İnce’nin oy skalası yüzde 32-34 bandında. Olmaz, kazanılamaz umutsuzluğu hızla kayboluyor, bu defa olacak umutları yeşeriyor.

İzlemeye devam…

 

******************

 

NAGEHAN ALÇI

VE İKTİDAR MEDYASININ

ANLAYAMADIĞI..

 

DİDEM Arslan Yılmaz’ın sunduğu, Nagehan Alçı, Gürkan Hacır ve Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir’in katıldığı program izlenme rekorları kırdı, reytingleri patlattı. En çokta Nagehan Alçı ve Muharrem İnce arasında geçen diyaloglar. Nagehan Alçı gereken soruları sorduğu için kendini başarılı buluyor, bununla ilgili yazılar da yazmış. O kendisini başarılı buluyorsa sorun yok. Ama inceden İnce’yi eleştirmeyi ihmal etmiyor…

İnce’nin dilini tehdit dili olarak görüp; “karşılıklı tehdit dili, siyasi ortamı zehirliyor” diyor.

‘’Muharrem İnce’nin kampanyasında çok başarılı olduğu, toplumun çoğunluğu muhafazakar kesime sıcak yaklaştığı yerlerin olduğu, bir yandan da klasik CHP’li damarına hakim olamadığı muhafazakar kesimi ürküttüğü noktalar mevcut. İnce’nin büyük yanlışı, bütün doğrularını dindar kesim nezdinde götürüyor. Samimi olmadığı ve taktik icabı muhafazakarlara hoş görünmek istediği algısı doğuruyor’’ diyor.

Neymiş o bütün doğrularını götüren davranışı?

Erdoğan’ın ve AK Partililerin vakti gelince hapse gireceğini ima etmesi ‘’Önce FETÖ’cüler içeri girdi, sonra onları devlet içinde bu konumlara getirenler içeri girecek’’ demiş. ‘’60 generali eleyip Akın Öztürk’ün önünü açanlar cezaevine girecek’’ diye açık açık söylemiş. Lami cimi yok, bu tehdit diliymiş. Üstelik bu tehdit dili İnce’ye oy kaybettirmekten başka hiçbir işe yaramazmış.

Ne yapalım sevinelim! Nagehan Alçı Muharrem İnce’yi düşünüyor, oy kaybetmesini istemiyor diye. Ve normalleşme böyle olmaz demeyi de ihmal etmiyor.

Peki, normalleşme nasıl olur?

Eğer bugüne kadar; hukuk siyasallaştırılmış, hukuk eliyle haksız hukuksuz uygulamalar olmuş ise; bunları görmeyerek, yok sayarak, ne olmuşsa olmuş üzerini kapatalım gitsin diyerek mi? Haksızlığa ve hukuksuzluğa uğrayanların hakkını yok sayarak mı?

Yoksa ‘hukukun üstünlüğünü’ tesis ederek, hukuk kuralları içinde; kim haksız ve hukuksuzluk yaptıysa cezasını çekmesiyle mi? Eğer normalleşmeden kasıt; bugüne kadar yapılan tüm yanlışlar görünmesin üstü örtülüp geçilsin, yapılan yapanın yanına kar kalsın ise bu normalleşme değil, bilerek suç işleyenlerin ödüllendirilmesidir.

Ayrıca Muharrem İnce ve hiç kimse intikam peşinde falan değil. Ne diyor Muharrem İnce; HSK’dan bakan ve müsteşarı çıkaracak, hukuk bağımsız ve tarafsız hale gelecek. Tarafsız ve bağımsız hukuk kuralları içinde herkes yaptığının cezasını çekecek. Bu intikamcı olmak, geçmişe yönelik intikam duygusu taşımak mıdır? Muhafazakar düşmanlığı mıdır?

Normalleşme böyle olmaz diyen, kendini ‘liberal demokrat’ olarak tanımlayanlar, yıllardır hukuk siyasallaşırken, hukuk eliyle tasfiyeler yapılırken, itibar suikastları düzenlenirken… Balyoz, Ergenekon kumpasları ile hayatlar karartılırken… Bütün bu hukuksuzluklar karşısında ‘Türkiye bağırsaklarını temizliyor’ cümleleri kurulurken; normalleşme böyle olmaz niye demediler. Bugün hala FETÖ’nün siyasi ayağına dokunulmaz, yok sayılırken, FETÖ’nün bankasından milyon dolar kredi kullananlar değil, kira yatıranlar FETÖ’cü diye hayatları kararırken ‘liberal demokrat’ anlayışın temsilcileri neredeler?

Muharrem İnce tabandan gelen elitist jakoben söyleme yenik düşerek toplumun büyük bir çoğunluğunu karşısına aldığını fark etmiyor; Erdoğan’ın diplomasına takılıyormuş. Bunu derken yayında olduğu gibi kendileri jakobenci bir anlayışla; Balıkesir Necatibey Eğitim Fakültesi’ni küçümsemeye devam ediyor. Ben değil jakoben çevreler küçümser derken kendi üstünlüğünü; yoksa ben, köyden ya da şehrin varoşlarından çıkmış, zorluklara göğüs gere gere önemli yerlere gelmiş insanların benim gibi konfor içinde büyüyenlere göre daha başarılı olduğunu düşünürüm. Hem Erdoğan hem İnce bu profilde iki isim. Yani hem Erdoğan’a, hem de İnce’ye siz taşralısınız demeyi ihmal etmiyor. Ben değil CHP’li jakobenler senin okuduğun okulu beğenmez derken kendi küçümseyen anlayışını ekranda olduğu gibi yazısında da başkalarına atfen sürdürüyor.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.