CUMHUR İTTİFAKI BİTTİ Mİ? « 10Balikesir

8 Aralık 2021 - 10:13

CUMHUR İTTİFAKI BİTTİ Mİ?

CUMHUR İTTİFAKI BİTTİ Mİ?
Son Güncelleme :

02 Kasım 2018 - 13:03

Bitmedi… Bitmez…

Atilla İlhan’ın ‘ben sana mecburum’ şiirinde olduğu gibi, birbirlerine mecburlar!

Geçtiğimiz hafta Devlet Bahçeli’nin ‘her bölgede kendi adaylarımızla’ seçimlere katılacağız çıkışı…

Erdoğan’ın ‘herkes kendi yoluna’ açıklamasından sonra tamam; ittifak dağıldı havası bir anda siyasi atmosferi ısıttı. Sevinenler olduğu gibi üzülenler de oldu. Farklı senaryolar anında yazılmaya, siyasi vizyona sürülmeye başlandı. Birde TBMM’de ‘EYT, yani emeklilikte yaşa takılanlar’ grup önerisinin kabul edilmesiyle tamam, ittifak bitti havası kuvvetlendi. Ama o da ne? O gün MHP adına görevli Grup Başkanvekili Erhan Usta Devlet Bahçeli tarafından görevden alındı. Grup önerisinden sonra komisyon kurulması MHP’nin oyları ile ret edildi.

Devlet Bahçeli’nin ‘herkes kendi adayları ile seçimlere katılacak ama cumhur ittifakı devam edecek’ açıklamasına çok kişi pek anlam veremedi.

Ancak bunun anlamını bilenler biliyor. Siyasi kulislerde, hararetli kulislere devam…

Mesela; muhaliflere karşı yargı desteğiyle kongre krizinin aşılması, Devlet Bahçeli’nin genel başkanlıkta kalmasının sağlanması…

Yine bir başka iddia, son seçimlerde MHP’nin özellikle Doğu ve Güneydoğu’dan bu kadar yüksek oy alabilmesinin mümkün olmadığı, AKP’nin kontrol ettiği oyların MHP’ye yazıldığı… Kadrolaşma ve devlet olanaklarından MHP tabanının yararlandırıldığı… Bir anlamda MHP’nin koalisyon ortağı olduğu…

AKP’nin ise rejimi değiştirmek için referandum sürecini MHP ile aşması, yeni rejimin meşruiyetini kabul ettirmek, sürdürebilmek için MHP’ye mahkum olduğu…

MHP’nin yerel seçimlerdeki ittifak önerisinin amacının yönetimde olduğu ‘Adana, Mersin, Manisa…’ gibi yerleri bana bırak, diğer yerlerde başta İstanbul, Ankara olmak üzere ben aday çıkarmayıp seni destekleyeyim. AKP’de ben birinci partiyim her yerde aday çıkarmak zorundayım anlayışıyla bu öneriye çok sıcak bakmadı.

Bu görünen gerekçeler acaba, görünmeyen gerekçelerin altında yapılan anketler olmasın? Yapılan anketlerde AKP-MHP birlikteliğinin İstanbul ve Ankara’da beklenen başarıyı getirmiyor olmasın… Yoksa hem herkes yoluna denilecek, hem de cumhur ittifakı devam ediyor denecek. Pek mantıklı değil.

Ayrıca son günlerin sıcak tartışması ‘Andımızın’ Danıştay tarafından ‘Andımızı’ yasaklayan yönetmeliği iptal etmesi ve iptalin beş ay önceden verilmiş ama açıklanmasının bugünlere bırakılmış olması.

Cumhur ittifakı taraflarından Bahçeli en yüksek perdeden ‘Andımızı’ savunurken Erdoğan’ın, bildik gerekçelerle en yüksek perdeden karşı çıkması. Bahçeli milliyetçi oyları konsolide etme çabasında iken Erdoğan, özellikle İstanbul’daki yüzde 13 Kürt oylarına göz dikmektedir.

Perde önü söylemlerle, perde arkası planlar çok farklı…

Danıştay beş ay önce iptal kararı vermiş ama açıklanması için beş ay beklenmiş. Saray’da Erdoğan’ın huzurunda Danıştay toplantısında Erdoğan Danıştay Başkanı Zerrin Güngör’ün gözünün içine bakarak fırça atıyor ‘ben istediğim kararları alamayacak, istediğimi yapamayacaksam burada işim ne, o zaman ülkeyi siz yönetin. Halka siz değil ben hesap veriyorum’ diyerek Danıştay’ın verdiği kararı yok sayıyor.

Danıştay Başkanı kim? Erdoğan’a en yakın isim. Memleketi Rize’de Erdoğan’ın çay toplama yardımcısı… Kızı Gonca Hatinoğlu bir gün Elazığ, üç gün Yargıtay tetkik hakimliğinden sonra saray’da Erdoğan’ın hukuk danışmanlarından…

Cumhur ittifakı sürecek, ittifak taraflarından biri ‘Andımıza’ şiddetle karşı çıkarken diğeri ‘Andımızı’ şiddetle savunacak… Herkes her bölgede kendi adayları ile seçimlere girecek ittifak tarafları birbirine rakip olacak ama ittifak sürecek…

Hani yerelde ittifak yapılmaz, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bazı iller kaybedildiğinde getirdikleri yeni rejim sorgulanır hale gelecekti. Yani şimdi ittifak yapılmadan bu yerlerin alınacağı mı görüldü yoksa sistemin sorgulanması önemini yitirdi mi?

Kısa sürede ne değişti de, yereldeki ittifak ihtiyacı ortadan kalktı?

Başkalarını HDP ile işbirliği yapmakla suçlayanlar, dün işbirliğinde sakınca görmedikleri HDP ile her an işbirliği içine girebilir. Gerekçe mi, memleket ihtiyacı!

Şiirde olduğu gibi ‘ben sana mecburum’… mecburlar, ittifak devam ediyor.

 

 

*********

SORUN SİSTEMDE DEĞİL SİZDE…

 

Çok övdükleri, anlata anlata bitiremedikleri ‘sistem’ tıkanmış! Yürümüyormuş!

Ayrılan bakanlıklar tekrar birleştirilecekmiş! Partisiz bakanlarda olmamış! Milletvekilleri bakanlara ulaşamıyor, bakanlar milletvekillerini dinlemiyormuş! Bakan yardımcısı eski milletvekillerinin yetkileri de yokmuş! Milletvekilleri bakanları Erdoğan’a şikayet ediyor, memnuniyetsizliklerini iletiyorlarmış!

Şimdi ‘kabine revizyonu’ yapılacağı iddiaları… Birleştirilen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın tekrar ayrılacağı. Ticaret ve Gümrük’ün ayrı yapılara dönüştürülebileceği… Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda kültürün gölgede kaldığı… Hem bakanlıkların yapısında, hem bakanlıklarda revizyona gidileceği, bakanlık sayısının 16’dan tekrar yükseltilerek 19’a çıkarılabileceği haberleri basında ve siyasi kulislerde konuşuluyor.

Kaçıncı bakanlık sayısını artırma, azaltma. Kaçıncı bakanlıkları ayırma, birleştirme. Her gün yeni bir kurum ihdas etme, kaldırma… birleştirme… ayırma… kaçıncı, kaçıncı.

Olmaz, yürümez. Sorun sizde… sorun kafanızda…

Hangi sistemi getirirseniz getirin olmaz. Çünkü siz sistemsiz, sadece kendinizin merkez olduğu; tek ama tek bir kişi yönetimi istiyorsunuz.

Siz, modern çağdaş, demokratik, katılımcı, çoğulcu; herkesin yönetime katıldığı, herkesin söz hakkının olduğu, yönetenlerin yönetimi paylaştığı, yönetilenlerin mutlu, huzurlu olduğu bir yönetim modelinin olduğu, mutlu insanların ülkesi değil…

Size oy veren yüzde elliyi merkeze alan, yüzde elliyi yok sayan. Yok saydığınız yüzde ellinin değerlerini sürekli aşağılayan, saldıran, hakaret eden bir dille; yüzde ellinizi konsolide etmek istiyorsunuz. Elinizdeki yüzde elliyle karşınızdaki yüzde elliyi kontrol altında tutmak…

Siz, halk beni seçsin, bende herkesi seçeyim. Her şeyi ben belirleyeyim. Sorgusuz, sualsiz yöneteyim. Kararlarım sorgulanmasın, harcamalarım denetlenmesin, kurumlar bana tabi olsun. Yargı, kararlarımı, uygulamalarımı hiçbir şeyi denetime tabi tutmasın. Denetlerse, istediğim gibi yönetemem; ben denetimsiz yönetim istiyorum.

Çünkü halka ben hesap veriyorum, seçime ben giriyorum…

Kafanız bu, anlayışınız bu.

Yıllarca eleştirdiniz ‘Tek parti, parti devleti’ dediniz. Şimdi tam da geldiğiniz nokta bu; ‘Tek parti, parti devleti’ oldunuz. Ama gene mutlu değilsiniz. Çünkü zaman zaman size tabi olmasını istediğiniz kurumlardan size göre aykırı sesler çıkıyor.

Üniversiteler tamam, ses çıkmıyor. Ses çıkaran da size karşı olmanın ‘haram-günah’ olduğu fetvasını vermek için ses çıkarıyor. Bir iki üniversite var onları da en kısa sürede halledersiniz! Size karşı ses çıkaran öğretim görevlilerinin başına gelenlere bakılırsa yakında ses çıkaranlar da ses çıkaramaz hale gelir.

Basın tamam, tek ses. Bir iki farklı ses var onlar da sizi etkilemiyor tam aksine meşruiyetinizi sağlıyor; bak demokrasi olmasa beni eleştirebilir aleyhime haber yapabilir mi diyorsunuz.

Sosyal medya zapturapt altında, aşırı gidenin vay haline…

Sorun sistemde değil, sorun sizde, kafanızda! Hangi sistemi getirirseniz getirin olmaz. Çünkü sizin istediğiniz yönetim anlayışı çok çok gerilerde kaldı.

Bir zamanlar başkanlık sistemine özenti diyordunuz şimdi başkanlık vazgeçilmeziniz. Bir zamanlar belediye başkanı iken güçlü belediye yönetimini, yerinden yönetim, kaynaklarını kullanan belediyeciliği savunuyordunuz şimdi belediyelerin yatırım harcamalarına bile siz karar veriyorsunuz. Artık beğenmediğiniz belediye başkanının yargıya gerek kalmadan doğrudan siz görevden alabiliyorsunuz.

Bir zamanlar yargı baskı altında, egemenlerin baskısıyla karar veriyor, geldiğimizde yargıyı bağımsız hale getireceğiz, üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü hakim olacak dediniz şimdi oluşturduğunuz kendi ‘Yargının’ kararlarına bile tahammül edemiyorsunuz.

Sorun sistem değil, sorun sizin kafanız. Çünkü ne kadar kontrol altına alırsanız alın bir türlü tam yüzde yüz kontrol sağlayamıyorsunuz. Bir yerlerden istemediğiniz kararlar, itirazlar gelebiliyor. Bu da sizin dengenizi alt üst ediyor.

Yaptığınızda da, bozduğunuzda da; Devrim diyorsunuz. Bakanlıkları birleştirdiniz, şimdi ayıracaksınız. Dışarıdan bakan dediniz, içerdekilerle kontrol sağlamak istediniz, kontrol tam sağlanamadı hadi bakalım dışarıdan bakanları içeriden daha sıkı bir kontrol mekanizması…

Sorun sistem sorunu değil, sorun sizin kafanızda, hangi sistemi getirirseniz getirin olmaz.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.