SEKSENLER.. MASUMİYET YILLARIMIZ… « 10Balikesir

28 Kasım 2020 - 17:29

SEKSENLER.. MASUMİYET YILLARIMIZ…

SEKSENLER.. MASUMİYET YILLARIMIZ…
Son Güncelleme :

28 Eylül 2018 - 16:07

Ş. TARIK SÜRMELİOĞLU

YIRTIK kotlar var ya şimdi; genç kızlar, genç oğlanlar alıp giyiyor.

Paçadan bele her yanında doğal olmayan yırtıklar.. Fabrikasyon yırtık!

Pek seviyorlar.

Dünyanın parasını ödüyorlar.

Biz kendimiz yırtardık, ‘taşlama’ görmemiş keçe gibi kalın kotları.

Belden dize kadarki bölümü bol, dizden bileğe kadarki bölümü daracık olurdu.

Kalın, saçmasapan desenli kazaklarımız..

Omuzları düşük, kolları bol, bisiklet yakalı kazaklar.

Olmazsa olmazımız, kazağı pantolonun içine sokmak… Sokmadın mı bi şeye benzemiyor çünkü.

Serde artistlik var.

Renkli havlu çoraplar.. Espadril dedikleri tabanı hasır, üstü kumaş pabuçlar.

Pantolon paçaları ayak bileğinden beş – on santim yukarıda.

..ve saçlar!

Ben kıvırcıkım.. Düz saçlara özendim hep.

Okulda, sigara dumanından nefes alınamayan tuvaletlerde, yanları ıslatır, üstleri havalandırır, alına doğru perçemler bırakırdık. Ayna kavgamız olurdu.

Düz saçlılarınki bozulmazdı.. Benimkiler kıvırcık; bonus gibi kabarırdı anında.

Yine de John Travolta’ydık işte.

Boy post öyle olmasa da.. O’nun kadar yakışıklı değilsek de..

Aynaya bakınca, hepimiz Jonh Travolta’ydık.

Amma ve lâkin, Oliva Newton John yoktu çevremizde.

Kızlar vardı da, Olivia gibisi…

 

***

SEKSENLER canım, seksenler.

Yıllardır ekranlarda milyon kere tekrarı yayınlanan Seksenler dizisi var ya.

Pazar günleri denk gelir, yattığım yerden izlerim.

Seksenli yıllarımı anımsarım.

Gülerim, ağlanacak halime.

Bazen ağlamaklı olurum.. Kendimi görürüm.

 

***

SİZ HİÇ AY YÜRÜYÜŞÜ YAPTINIZ MI?

O yıllar Michael Jackson şarkıları dinleniyor her yerde.

Pop müzik seven gençlerin idolü.

Kısa paçalı, beyaz havlu çoraplı hallerimizle.. Millikuvvetler’in orta yerinde Jackson’un meşhur Ay Yürüyüşü’nü taklit ederdik hep.

Hani şu geriye doğru kayıyormuş gibi yürüyüş var ya.

Yaşıtım kuzenim geldiydi Avustralya’dan.. İki tane çakma Michael Jackson montu getirmiş.

Belden yukarıda, kolları bol, geri yanları dar, cafcaflı montlar.

Biri kırmızı, biri siyah.

Kırmızıyı ben, siyah olanı O giydi.. Çıktık sokağa.

Bakan bir daha bakıyor.. O zamanlar mağaza vitrinlerinde böyle şeyler yok ki.

Ama bi işe yaramıyor.. Sadece bakıyorlar.

 

***

BREAKDANCE akımına gelince..

Seksenlerin en çılgın halleri.

Yapar mıydık, yapardık.

Çıta gibiyiz o zaman, kıpır kıpırız.

Hafta sonları okul çaylarına takılırız.. Pist bizim olur, döner dururuz.

Bir keresinde kafamın üstünde dönmeyi denedim, olmadı.. Sonra hiç denemedim.

Ama bazen boşa çıkınca, elektrobugili zamanlardan kalma dalgalanma hareketlerini denerim.

Hâlâ ellerim, kollarım kıvrak.

 

***

TARİH SEKSENLERLE BAŞLADI

BİZİM İÇİN…

DARBE yoluyla siyasi ortamdan uzaklaştırılmış çocuklarız ya.. Topla popla falan meşgulüz zorunlu halden.

Sanki bizden öncesi yokmuş gibi.. Hiçbir şey yaşanmamış, darbe falan olmamış, ondan önce karşıt fraksiyonlar birbirini boğazlamamış gibi.

Sanki yaşam bizimle başlamış, tarihi biz yazıyormuşuz gibi!

Al, yazdın tarihi.

Senin seksenlerinle t..şak geçiyo millet!

Şimdinin gençleri, seksenli yılları o diziyle tanıyor..

İster istemez müstehzi bir tebessüm oluşuyor yüzlerinde.

Az ötesi, “o yıllar iğrençmiş” tepkisi.

Devrin kılık kıyafetleri, mobilyalar, yaşam alanları, davranış biçimleri, müziği, şusu busu, her şeyi..

Şimdikiler için ‘en iğrenç’ ve ‘en komik’ yıllar.

Zaman zaman ben de aynı tepkiyi veriyorum.

Ama kendi dönemi içinde, bugünün hoyratlığına, vandallığına, gösterişçiliğine, lüks sevdasına ve pek çok şeye göre değerlendirirsek..

Masumiyet yıllarıdır seksenler.

Çıktığımız kızın elini tutana kadar aylar geçerdi.

Yanağa bir öpücük kondurmak falan..

Hele hele elini omuza atmalar, el ele yürümeler.

Nerdee…

Arkadaşlık teklifi için bile haftalarca düşünürdük, nasıl söylerim diye.

Şimdi..

Bugün bir ortamda tanışıyorsun.. Yarın, “aşkım” demeye başlıyorsun!

Biz masumiyet çağının çocuklarıyız yani.

 

***

TAHSİN’İN KAHVESİNDE

TAŞ BANDOZLAMAK…

TAHSİN’in kahvesi vardı, Atalar’dan Kızılay’a çıkışta.. Esmer, zayıf, kara kuru bi eleman.

O zamanlar kahvelerde cigara serbest. Bizim ekiptekilerin hepsi tiryaki. Aynı zamanda iskambil ve taş ustası hepsi. Bende hiçbiri yok. O zamanlar cigara da yok.

Kış kıyamette ben dışarıda otururum, onlar içeride, dumanla karışık taş bandozlar.

Cigara içilen yerler bana göre değil o yıllar.

Sonra beni de sürüklediler, bir iki derken paket taşımaya başladık.

Masumiyet çağını, tütün günahıyla kirlettik netekim!

Sonraki yıllarda Tahsin’i vurdular kahvede.. Eften püften bi sebeple.. Toprak oldu, yazık oldu Tahsin’e.

Bugün hâlâ Atalar’dan Kızılay’a çıkarken, o kahvenin önünde oturan beni, içerde üç beş sekiz oynayan arkadaşları, yoldan geçen kızlara bakarken yüzümüzün kızarışını görürüm hep.

Oradan geçerken, dünyayı kavanoz dipli camların ardından izleyen kendimi görürüm.

 

***

BREAKDANCE, eletrobugi, rock falan derken.. Ahmet Kaya duyduk bir yerde. Devrimci arabesk diyorlardı, hoşumuza gitti yani. Protest şarkılar, zıpırlığımızı frenledi, ağırlaştık.. Öyle ki, o şarkıların sözlerini ezberleyip bilgelik taslamaya başladık  birbirimize.

Çakma bilgelerdik.

 

***

EN BÜYÜK ZENGİNLİK NE?

SEKSENLERİN zenginlik anlayışı farklıydı.

Şimdi altında son model BMW, Mercedes var elemanın.. Eh, herkeste var zaten.

Ev, yazlık, şu bu.. O da var; zenginlik alameti değil yani.

Seksenlerin zenginliği neydi biliyor musunuz?

O malum dizide, eve telefon bağlama sahnesi var.. Herkeste bir heyecan.. İlk kez telefon bağlanıyor..

Ev halkı ayakta.. Telefon evin baş köşesinde.. Çalsın diye bekliyorlar. Komikti o sahne; ama gözlerim doldu. Ağlamaklı oldum.

PTT’ye yazılmışsın beş sene önce, sıra sana gelmiş.. Devletin PTT’si telefon bağlıyor.

Yetmişlerin zenginliği, her evde olmayan siyah beyaz televizyonlardı.

Seksenlerin zenginliği telefon.

O zaman dört haneli rakamlar. Sonra beş yaptılar. Sonra başına 4 geldi, altı haneli oldu.. En son 2 koydular.. 24’le başladı tüm numaralar.. Benim uğurlu sayım.

Evde telefon varsa, zenginsin.

Şimdi hane halkının her birinde ayrı cep telefonu; hani zenginlik?

 

***

SEKSENLER anlat anlat bitmez.. Hiç sonu gelmeyen askerlik anıları gibi.

Sonra anlatırız bir küple daha, şimdilik bu kadar.

Haydi eyvallah.

 

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.