Doktor ne bilir ciğerun acusini… « 10Balikesir

4 Aralık 2020 - 14:27

Doktor ne bilir ciğerun acusini…

Doktor ne bilir ciğerun acusini…
Son Güncelleme :

28 Mart 2019 - 22:00

ELBETTE Hipokrat yeminine sadık, hastaya baktığında ‘para ağacı’ olarak görmeyen…

İnsanı sağlığına kavuşturmak için gecesini gündüzüne katan, her türlü özveri, fedakarlıktan imtina etmeyen, sistemin tüm olumsuzluklarına rağmen mesleğinin ‘kutsallığına’ inanan doktorlarımızı gözardı edemeyiz.

Doktorlara karşı, hasta ve hasta yakınları tarafından bazı davranış-uygulamaların karşılığı şiddeti ve saldırıyı hoş göremeyiz.

Amaaa…

Canımızı yakıyorlar be kardeşim.

İsyanın şarkı sözlerine döküldüğünü, burukluk ve özlem içinde yıllarca, Kuzeyin oğlu Volkan Konak’tan ‘Cerrahpaşa’yı,

İnanduk doktorlara.

Öyle böyle dediler.

Doktorlar ne bilir ciğerun acusini…

Dinledik.

 

***

HENÜZ isyanımızı şarkı sözlerine dökme noktasına gelmedik, çok şükür. Ama canımız yandı.

Bir aydır göz göre göre doktor hatası, ihmal sonucu hastane köşelerindeyiz.

Doktorlar! İnsanın önce aklını, sonra parasını alıyor.

Sağlık, canınız, önemli. Bilmediğiniz bir alan; öyle bir anlatıyorlar ki, hemen müdahale edilmezse, kurtuluşunuz yok, öleceksiniz – ölebilirsiniz…

İçinizde kuşkular, şüpheler oluşsa da bazen, teşhis belli, tedavi olarak neyin yapılacağı biliniyor herhalde, bunu olması gerektiği gibi yapar diyorsunuz.

Bizim yaşadığımız da tam bu. Hastalığımızın evveliyatı; Ankara boyutu var.

Ne yapılacağını biz de, bay doktor da biliyor.

İlimiz Balıkesir’de daha çok yakınlarımız için zaman zaman hizmet aldığımız bir ‘özel sağlık’ kuruluşu Sevgi Hastanesi var.

Bu özel sağlık kuruluşunda Genel Cerrah olarak görev yapan soy ismi bizimle aynı ama akrabalık ilişkisi bulunmayan Baki Aydoğan’a, var olan rahatsızlığının nüksetmesi üzerine 23 Şubat 2018 Cumartesi günü babamı yönlendiriyorum. Pazar günü biz geliyoruz. Pazartesi çekilen filmlerden sonra; kalın bağırsağa derhal müdahale etmesi gerektiğini, müdahale etmezse bağırsağın patlayacağını ve öleceğini kesin bir dille söylüyor. Ve devam ediyor, müdahale edeceğim ve sizi bu halde hiçbir yere de bırakmam ısrarını yapıyor.

Yani bizim başka bir arayışa girmemizin önünü kesin bir dille kesiyor.

Peki diyoruz. Tıbbi tabirle ‘kolostomi’ yapıyor. 1 hafta yatıyoruz. Hasta olan babam kendini çok da iyi hissetmiyor. Dr. Baki Aydoğan diyor ki; “benim işim bitti çıkabilirsiniz.” Biz, biraz daha kalabiliriz dediysek de, “benim yapabileceğim bir şey kalmadı çıkın.”

Çıktık. Hasta kendini iyi hissetmiyor. Telefon açıyoruz; mide ilaçları, maden suyu tavsiyeleri… Bir hafta sonra tekrar bu sefer Atatürk Şehir Hastanesi’ne’… Durum fena. Acil müdahale, tekrar cerrahi müdahale… Günlerce yoğun bakım… Şimdi iyileşmek, ayağa kalkmak için doktorların ve hasta olan babamın yoğun gayreti devam ediyor.

 

***

VE tabi tüm bunlar, ikinci cerrahi müdahale ihtiyacı, bir önceki cerrahi müdahalenin ‘baştan savma’ ve gerektiği gibi yapılmadığı için… ve işin ilginci, cerrahi müdahalenin normal olmadığını içeri sızıntı olduğunu Palyatif Bakımdaki hastabakıcı fark etti; iyi mi?

“Müdahale etmezsem ölürsün” diyen doktorun yaptığı ‘kolostomi’ sızdırdığı için az kalsın babamızı kaybediyorduk. Yapılan işlem sonucu imzaladığımız 30 bin TL’lik fatura ayrı…

Evet doktorlar! Önce aklımızı, sonra paramızı, bazen de canımızı yakıyor-alıyor.

Bilenleri tenzih ediyoruz elbette, ama doktorlar bilmiyor; ciğerun acisini…

Doktor ne mi diyor: “Doğru olduğuna inandığım için yaptım, hatam varsa özür dilerim…”

Biraz daha dikkat, biraz daha özen; başka canlar yanmasın!

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.